E Harfi Kalın Mı İnce Mi?
Bir Günün Başlangıcı
Kayseri’nin sokakları, sabah güneşiyle yavaşça aydınlanırken, ben de o güne başlamanın bir yolunu arıyordum. Hava soğuk, ama içimi ısıtacak bir şeyler arıyorum. Bazen sabahları bir fincan kahve kadar basit bir şey bile içimi kıpırdatabiliyor. Her şey küçük detaylarda gizli. O gün de öyle başladı, alıştığım gibi, ama bir farklılık vardı; kafamda bir soru belirip duruyordu: E harfi kalın mı, ince mi?
O Sorunun Cevabı
İlk başta sadece tuhaf bir düşünce gibi geldi. Kafamda beliren o “E harfi” sorusunun, anlamı olmadığını düşündüm. Ama birkaç saat sonra, bu soru zihnimi o kadar meşgul etmeye başladı ki, onu bir türlü atlatamadım. Bir yere gitsem, bir şey yapmaya çalışsam bile hep bu soru beni takip etti. Belki de anlamını bulmalıydım. Hani şu küçük şeyler, hayatı anlamlı kılanlar vardır ya, işte tam öyle bir şeydi.
Bir kahve dükkanına oturdum, karşımda “E harfi”nin farklı fontlarla yazıldığı defteri incelerken, işte o an fark ettim. E harfi kalın mı ince mi? Bunu düşündükçe, bir taraftan da hayal kırıklığına uğradığımı fark ettim. Çünkü bir şeyin anlamını bulmak o kadar da kolay değildi. Belki de basitçe bir kelimeyi doğru yazmanın gücünü, anlamını bu kadar derinlemesine düşünmemek lazımdı. Ama ben her zaman böyleydim. Duygularımı içimde taşımak, en küçük şeylerin beni etkilemesine izin vermek.
Duyguların İçindeki Anlam
O günlerde, kalın ya da ince olmanın çok fazla şey ifade etmediğini düşündüm. Sadece yazı türüne, kullanılan fonta göre değişen bir şeydi. Ama içimde bir boşluk vardı. Bu, doğru bir karar verme ile ilgili bir şeydi. Bir şeyin anlamını anlamadan hareket etmek, her zaman hayal kırıklığına yol açıyordu. O yüzden, soruya bir cevap bulamamak, beni boğuyordu. Kalın mı, ince mi? Bunun bir cevabı var mıydı?
Bir yandan da düşündüm; bazen hayatta en doğru cevabı bulamamak, aslında doğruyu bulmamıza engel oluyordu. Bütün gün o harfi düşündüm. Bir yazı yazsam, bu soruyu cevaplasam, her şey düzelir miydi? Belki de hayatın kendisi de bazen böyleydi: küçük soruların peşinden gitmek, bazen anlamını bile bulamadığın sorularla boğuşmak. Bazen o sorular, tek başına bir anlam ifade etmez, ama onları biraz daha uzun süre düşündüğünde, aslında düşündükçe daha fazla kayboluyorsun.
Kalın mı, İnce mi?
O gün, Kayseri’nin huzur veren akşam havasında, evime doğru yürürken, E harfi meselesiyle yine karşılaştım. Şimdi o kadar karmaşık gelmiyordu. Belki de hayatımda her şeyin kalın mı, ince mi olduğunu bu kadar takıntı haline getirmemeliydim. Her şeyin bir zamanı vardı ve her şeyin biraz belirsizliği vardı. Kalın olmasına ya da ince olmasına karar verdiğiniz her şeyin sonunda bir anlamı olup olmadığını bile bilemezsiniz.
Fakat ben, o gün bu soruya kafamda bir çözüm buldum. Belki de sorunun cevabı kalın ya da ince olmamaktı. Belki de sadece yaşamaktı. Yaşamak ve bu küçük şeylerin üzerine fazla düşünmeden sadece yol alabilmekti. Duygularım da çok karmaşıktı; hayal kırıklığı, heyecan ve umudun birleştiği bir karmaşa. Ama bir yandan da bunların hepsi hayatı güzelleştiren unsurlardı.
Umut ve Duygular
Hayat bazen anlamadığımız sorularla doludur. Her şeyin tam anlamıyla çözülmesini beklemek, belki de insanı daha fazla hayal kırıklığına uğratır. Benim gibi duygusal biri için, bazen doğru cevabı aramak yerine, sadece gülümsemek ve biraz daha ileriye bakmak gerekirdi. Belki o zaman, hayatın kalın mı, ince mi olduğu çok da önemli olmazdı.
O gün, soruyu tam olarak çözemedim ama en azından bu düşüncelerle hayatıma devam ettim. O kadar basit bir soru, bir gülümseme ile geçiştirebileceğim bir soru olabilirdi. Ama ben her zaman olduğu gibi, duygularımı ve düşüncelerimi takip ettim. Geriye doğru baktığımda, o küçük harfi düşünürken hissettiklerim, bir dönüm noktasıydı. Çünkü her şeyin anlamı, bazen sadece ne hissettiğimizle alakalıdır.
E harfi kalın mı, ince mi? Bence ikisi de olabilir, ama o gün, o harf sadece bir anlam taşıyor: yaşamak.