Bolluğun Zıt Anlamı Nedir?
Hepimiz zaman zaman hayatta bir şeylerin eksikliğini hissederiz, ama bu duygu öyle bir noktaya gelir ki insan neyi eksik olduğunu tam olarak bilemez. Bir sabah Kayseri’nin sabah serinliğinde, kahvemi yudumlarken ve pencerenin dışındaki sokakta insanların telaşla koşuşturduğunu izlerken, aklıma takılan soru şuydu: Bolluğun zıt anlamı nedir?
Bolluk… Geniş, huzurlu, rahatlatıcı bir kavram. Kafamızın içinde kalabalıkla, insanlarla dolu bir yer. Ama ya eksiklik? Ya bir şeylerin yoksulluğu, birinin yokluğu? O zaman bir adım geriye çekilip derin bir nefes alıyorum. Yoksulluk belki de sadece maddi değil, duygusal bir boşluk da olabilir.
Yoksullukla Tanışmak: O Koyu Hüzün
Geçen kış, Kayseri’nin sert rüzgarlarına karşı sarmalanarak yürürken, aklımda başka bir dünya vardı. Koca bir şehirde, sayısız insanın arasında yalnız hissetmek gerçekten çok garip bir duygu. O gün, buluşmak üzere sözleştiğim eski bir arkadaşımı bekliyordum. Ama o gelmedi. Hiçbir açıklama, hiçbir mazeret yoktu. Herkesin olduğu, kalabalık bir yerde tek başına olmak bir şekilde hayatın sana yaptığı en sert şakaya dönüşebiliyor. Çünkü insanlar seni hep o eski tanıdık halinle hatırlıyorlar, ama sen değişiyorsun. Ve sonra o değişiklikle yüzleşmek zorunda kalıyorsun, işte o an, o an gerçekten yalnız hissediyorsun.
İçimde bir eksiklik var, sanki bir şeyler eksik. Onun yerini başka bir şeyle doldurmak istemiyorum. İnsanların yanında ama bir o kadar da uzağım. Hayatımda bir şeylerin eksik olduğu o anı tam olarak açıklamak zor, ama gözlerimden akan birkaç damla gözyaşıyla anlatabilirim her şeyi. Bolluğun zıt anlamı bence o an burada, o kalabalık içinde hissettiğim yalnızlıkta gizliydi. Yoksulluk. Ama maddi değil, duygusal bir yoksulluk. Kendi içinde kaybolmuş bir insanın yaşadığı o boşluk.
Üzgün Olmakta Güçlü Olmak
Bir süre sonra eve geldim, her şey sıradan gibi görünüyordu ama içimde büyük bir boşluk vardı. Kahvemi demleyip pencerenin önüne oturdum. O anda bir şey fark ettim: Kayseri’nin taş sokaklarından gelen soğuk, bir şekilde ruhumda da izler bırakıyordu. Ama belki de ruhumdaki bu boşluğu fark ettiğim için kendimi iyi hissediyordum. Bu farkındalık bir şekilde bana güç vermeye başlamıştı. Yoksulluğun, eksikliğin içinde kalmak, bir şekilde insanı kendisiyle tanıştırıyor. Evet, belki bir şeyleri kaybetmiş olabilirim ama aynı zamanda kendimi de buluyorum. Kaybolmuşluk, bir şekilde insanı toparlayan bir süreç. İçsel bir büyüme sağlıyor. Sadece biraz zaman gerekiyor.
Geceyi uykusuz geçirdim. Başımda dönen düşünceler beni içine çekiyordu. O kadar çok şey vardı ki anlatmak istediğim, o kadar çok kelime vardı içimde ama dudaklarım suskundu. İçimden sadece bir şey söylemek geldi: “Belki de bu anı yaşamam gerekiyordu.” Evet, belki de eksiklik, yoksulluk, bu karanlık hissettiğim anlar beni gerçekten ben yapan şeylerdi. O eksikliği, o boşluğu kabul etmek aslında bir yolculuktu, belki de en önemli adım.
Bir Gün Yeniden Bolluk Gelecek
Ertesi gün, sabah güneşinin ışıkları odamı doldururken, ne olduğunu anladım: Bolluk, belki de dışarıdaki kalabalık değil, insanın içinde bulduğu huzurdu. Yoksulluk ve eksiklik, bana gerçekten değerli olan şeyleri anlamama yardımcı olmuştu. Belki de o sabah kendimi eksik hissettiğimde, aslında bir şeyleri tamamlamak için bir şansım olduğunu fark ettim. Yoksulluk sadece geçici bir süreçti, ama bana kendimi tanımam için derin bir fırsat sunuyordu.
O an ne hissettim biliyor musunuz? Bir yandan hayal kırıklığı, bir yandan da bir umut. Eksikliklerin içinde bir anlam bulmak. Bir kez daha şunu düşündüm: Bolluğun zıt anlamı belki de ne kadar eksik hissetsen de, bir şekilde kalbinin derinliklerinde bulduğun o umut ışığıdır. O ışık seni bir şekilde içine çeker ve seni yeniden doldurur.
Belki de bu yüzden yoksulluk, bir son değil, bir başlangıçtır. Eksiklik, aslında daha büyük bir bütünün başlangıcıdır. Yaşadıkça, eksikliklerin sana bir şeyler öğretir. Ve en nihayetinde, bolluk gelir. Ama o bolluk sadece dışarıdaki fiziksel şeylerle değil, içindeki huzurla ilgilidir.
Sonuç: Yoksulluktan Sonra Bolluk
Yoksulluğun, aslında içsel bir farkındalık yaratabileceğini düşündüğümde, daha önce eksik hissettiğim o anlar bana daha farklı geliyor. Kaybettiğimiz şeylerin ve eksikliklerin içinde, en değerli şeyleri buluyoruz. Ve belki de gerçek bolluk, kaybolduğunda geri getirdiğimiz içsel dengeyi bulmaktır. Çünkü bazen eksik olmak, büyümek ve gelişmek için bir fırsattır.
Bolluğun zıt anlamı nedir? Yoksulluk, ama belki de kaybolduğunda, yeniden bulunacak bir şeylerin başlangıcıdır.